NÜKLEER FIRSAT YOLDA

15 Ekim 2012 Pazartesi, 16:44

Nükleer fırsat yolda
Adana Genç İşadamları Derneği’nin düzenlediği nükleer santral inceleme gezisi için Rusya’ya giden Genel Yayın Yönetmenimiz Mehmet Uluğtürkan, Mersin’e yapılacak tesisin yaratacağı 20 milyar dolarlık yatırım hacminden bölge iş dünyasının en az yüzde 50 pay alabileceğini söyledi.

NÜKLEER TESİSLE GELEN KENT

Adana Genç İş Adamları Derneği Başkanı Tamer Gülcan, 13 iş adamı ve Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Uluğtürkan, Rusya’da başkent Moskova ve nükleer santraller kenti Voronej’de incelemelerde bulundu. Adana heyetinin ilk ve en önemli durağı, Rusya’nın güneyinde Moskova’ya 550 kilometre uzaklıkta yaklaşık 1 milyon nüfuslu Voronej oldu. Nükleer santralle birlikte kurulan 35 bin nüfuslu Yeni Voronej’i de ziyaret eden Adana heyeti, santralin kente kazandırdığı otelleri, yan sanayi bölgelerini, AVM’leri, tiyatro ve sinema salonlarını yerinde görme imkanı buldu.

AKIL ALMAZ İNŞAAT BÜYÜKLÜĞÜ

Adana heyeti enerji üreten reaktörlerde görev yapan yetkililere akıllara gelecek neredeyse her soruyu yöneltti. En çarpıcı soru üretim müdürüne yönelikti: “Kaç yaşındasınız ve kanser testi yaptırıyor musunuz?” Üretim müdürü, kendisinin nükleer santralin kreşinde büyüdüğünü, santralden emekli olan babasının 80 yaşında olduğunu ve halen parklarda yürüyüşe çıktığını anlattı. Voronej’de ‘Akkuyu’nun ikizi’ olarak değerlendirilen 2 reaktörlü tesis inşaatını da inceleyen iş adamları 2,6 milyon ton beton kullanıldığını öğrendikleri şantiye alanına hayran kaldı. AGİAD Başkanı Tamer Gülcan, ‘Gezi yatırıma bakış açımızı değiştirdi’ dedi.

Akkuyu’ya yapılacak yatırımın büyüklüğünü Rusya’da anladık

Türkiye, Başbakanlığa bağlı ‘Atom Enerjisi Komisyonu’nu kurduğu 1956 yılından beri nükleeri konuşuyor. Konuşmaktan öte gidilemeyen bu sürecin belki en somut adımı, 2010 Mayıs’ında Rusya’yla imzalanan bir anlaşmayla atıldı. Buna göre Türkiye, ilk nükleer tesisine Rusya sermayesi ve teknolojisiyle sahip olacak. Yaklaşık 20 milyar dolarla ifade edilen yatırımda temel atma sürecine yaklaşılıyor.

Rusya’yla anlaşmanın yapıldığı tarihten itibaren, bu bölgede yaşayan biri olarak aklımı onlarca soru kurcalayıp durdu.

Turizmle büyüme hesapları yapan bir bölgenin kıyısında inşa edilecek bir nükleer santral bu yöndeki hesapları alt üst eder mi?

Nükleer santralin çevresel etkileri nelerdir? Tesisin yanında çiçek, böcek yetişir mi? Kurulduğu bölgede insan sağlığını ne kadar olumsuz etkiler?

Nükleer santral olası savaş, deprem, terör saldırısıyla birlikte bulunduğu bölgeyi cehenneme çevirir mi?

Bu yatırımı neden Ruslarla yapıyoruz? Tesisin yapım aşamasında Türk iş dünyası neler yapabilir? Bir nükleer santral kurulduğu kente hangi sosyo-ekonomik katkılar sağlar?

Bu ve buna benzer soruların yanıtlarını aradığım bir dönemde Adana Genç İşadamları Derneği’nin (AGİAD) bir projesine dahil oldum. En son yazacağımı şimdi aktarayım: AGİAD’ın önceki dönem başkanı Ümit Onatça’nın kurguladığı, mevcut Başkan Tamer Gülcan’ın üzerinde çalıştığı ‘Rusya Nükleer Santral Ziyareti’nin bu kadar yararlı geçebileceğini tahmin edemezdim.

NÜKLEER ŞEHİR: VORONEJ

Akkuyu NGS A.Ş.’nin davetlisi olarak gittiğimiz Rusya’da ilk durağımız Voronej oldu. Voronej, Moskova’ya 550 kilometre uzaklıkta Rusya’nın güneyinde bir kent. Don Nehri kenarında yaklaşık 1 milyon nüfuslu kente 45 kilometre uzaklıktaki Yeni Voronej de neredeyse nükleer tesislerle birlikte kurulmuş. Nükleer santralin getirdiği otelleri, küçük sanayisi, AVM’si, tiyatro ve sinema salonu olan 35 bin nüfuslu bir kent karşıladı bizi. Gezimiz, 1972 yılında üretime geçen reaktörün incelenmesiyle başladı. Benimle aynı yaştaki tesis, enerji üretmeye devam ediyor. Sonrasında 1000 megavat güce sahip 1981 yılında devreye giren santrali gezdik. Yaklaşık 10 yıllık süreçteki teknoloji değişikliği yönetim panellerine yansımıştı. 1970’li yıllarda üretime geçen reaktörün mekanik panelleri 1980’li yıllarda elektronikle tanışmış.

İŞADAMLARI HER ŞEYİ SORDU

Bir nükleer tesise girerken astronot elbiseleri giyeceğimizi düşünüyordum. İlk şaşkınlığım kaskları takıp tesislere girmemiz oldu. Güvenlik amaçlı sıkı aranarak girdiğimiz tesiste yetkililer iş adamlarının sorduğu her soruya içtenlikle yanıt verdi. Öyle ki üretim müdürüne yöneltilen bir soru hayli ilginçti. “Kaç yaşındasınız ve kanser testi yaptırıyor musunuz?” Bu soruya yanıt şöyle oldu: “Ben bu tesislerin kreşinde büyüdüm. Babam buradan emekli oldu. Şu an 79 yaşında ve hala her gün bu bölgenin parklarında yürüyüş yapar. Yılda en az iki kez sağlık kontrolünden geçeriz. Sağlığımla ilgili bugüne kadar herhangi bir şikayetim yok.”

İşadamları, çalışan sayısından olası tehlike anındaki senaryolara, üretim maliyetlerinden sosyal aktivitelere kadar akla gelebilecek her soruyu nükleer santral görevlilerine yönettiler. Enerji üretiminin her aşamasını yerinde gören işadamlarının en fazla ilgi gösterdiği konu tesise hangi ürün ve hizmetleri sunabilecekleriyle ilgiliydi. Türkiye’de enerji tesisleri de dahil ‘fabrika kuran fabrika’ sloganıyla faaliyet gösteren Bomak Makina’nın temsilcisi Ümit Özer, bir ara kulağıma eğilerek, “Burada gördüğüm yapının yüzde 70’ini Türk KOBİ’ler olarak yapabiliriz” dedi. Heyetteki işadamları arasında kaygıları olanlar da vardı elbet. Cantek Mühendislik temsilcisi Ali Can Boğa, tesislerde kullanılan malzemelerin Rus standartları içerdiğini, Avrupa normlarında faaliyet gösteren Türk KOBİ’lerinin bu alanda zorlanabileceğine dikkat çekti.

İNŞAATIN BÜYÜKLÜĞÜ ORTADA

Ziyaretin en can alıcı bölümü şüphesiz ‘Akkuyu’nun ikizi’ olarak nitelendirilen Novo Voronej-2 santral inşaatıydı. Zira yapımı son hızla devam eden iki reaktör 8 şiddetinde depreme dayanıklı olarak inşa ediliyor. Yetkililer tesisin yapımında 2,6 milyon ton beton kullanılacağını telaffuz edince aynı zamanda bir mimar olan AGİAD Başkanı Tamer Gülcan’la göz göze geliyoruz. Akkuyu’da 4 reaktör olacağı için bu rakamı ikiyle çarpınca inşaatın büyüklüğü gözler önüne seriliyor.

Reaktörün yer alacağı inşaat alanını gezerken bir vinç dikkatimizi çekiyor. 170 metre yüksekliğe bin 200 kilogramı taşıyabilen vincin dünyada bir başka örneği olup olmadığını merak ediyoruz. Yetkililer inşaatla ilgili bilgi verdikçe işin büyüklüğü ortaya çıkıyor. Zira bölgede 250 müteahhit farklı alanlarda görev yapıyor ve yaklaşık 5 bin kişi çalışıyor.

Bir nükleer santralin inşaa aşamasında hangi sektörlere iş düştüğünü gözlemlememiz zor olmuyor. İnşaat sektörünün baş rol oynayacağı arenada çelik konstrüksiyon, harfiyat, mekanik tesisat, basınçlı tanklar, saha depolama tankları, makine, metal, boya, kumlama, elektrik, elektronik, redüktör, motor, hırdavat, pnömatik sistemler, iklimlendirme sistemleri, peyzaj, iş güvenliği malzeme ve ekipmanları ana dallar olacak. Ayrıca lojistikten yemekçiliğe onlarca sektöre iş doğacak.

RÖNTGEN CİHAZINDAN ÇOK DAHA GÜVENLİ

Voronej nükleer santral gezisinden çıkardığım notları kendimce özetledim.

1) Nükleer santral kamuoyuna ‘tehlike’ kelimesiyle birlikte anlatılıyor. Rusya’nın sık ormanlarının içerisinde, balıkçıların olta salladığı Don Nehri’nin kıyısında 1972’den beri nükleerden enerji üretiliyor. Santral çevresini saran ağaçlar ve dökülen altın sarısı yapraklarla harika bir sonbahar tablosu izleyebilirsiniz. Tesiste kimse astronot elbisesiyle dolaşmıyor. Çalışanların kanser riski hastanelerin röntgen servisinde görev yapanlarınkinden daha düşük.

2) Yeni nesil reaktörler yani Mersin Akkuyu’da yapılacak santral; savaş, terör saldırısı, 9 şiddetinde deprem, insan hatası senaryolarına hazırlıklı inşa ediliyor.

3) Ziyaret, KOBİ’lerimizin öz güvenini artırdı. İş adamları nükleer santrallerin birçok ünitesini yapabileceğini gördü. Adana ve Mersin iş dünyası güç birliği ve konsorsiyumlarla söz konusu yatırımlardan önemli ölçüde iş alabilir.

4) 20 milyar dolarlık yatırım, Türkiye’de onlarca sektörü harekete geçirecek, ekonomik durgunluktan çıkarabilecek imkanlar sunuyor. En az yüzde 50’si Türk mühendis, sanayici ve işçi tarafından gerçekleştirilebilecek yatırım iş dünyasına başka ülkeler için referans ve yeni pazar imkanları sunabilir.
‘Türkiye, nükleere sahip olsun mu, olmasın mı?’ tartışmasını geride bırakmalı. Bize ‘Yapmayın’ telkininde bulunan, gelecekte kendisinin de tamamen vazgeçeceğini açıklayan birçok devlet, bu kararlarını ağırdan almaya devam ediyor. Doğal gaz çevrim santraliyle enerji üreten Türkiye milyar dolarlar harcıyor. Cari açığa neden olan bu dış alım ekonomimizin en büyük sorunu olmaya devam ediyor. Enerjiyi pahalıya kullanan Türk sanayicisi dünyayla rekabette zorlanıyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir